| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | light up f. | parlamak | ||
|
You’ll see how their eyes light up. Gözlerinin nasıl parladığını göreceksiniz. More Sentences |
||||
| Genel | light up f. | aydınlanmak | ||
|
Remembering the four Ds can often help you to move beyond your urge to light up. Dört D'yi hatırlamak çoğu zaman aydınlanma dürtüsünün ötesine geçmenize yardımcı olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | light up f. | aydınlatmak | ||
|
It creates a beautiful focal point and lights up the space. Güzel bir odak noktası oluşturur ve alanı aydınlatır. More Sentences |
||||
| Genel | light up f. | yanmak | ||
|
From where I sit it is like the radar screen is lighting up all over the House. Oturduğum yerden sanki radar ekranı Meclis'in her yerinde yanıyor gibi. More Sentences |
||||
| Genel | light up f. | yakmak (sigara/puro/pipo) | ||
|
Then she lit up a candle, and she showed me the way. Sonra bir mum yaktı ve bana yolu gösterdi. More Sentences |
||||
| Genel | light up f. | sigara yakmak | ||
|
Grinning ear to ear, he walked towards her cage while lighting up a cigarette. Kulaktan kulağa sırıtarak, bir sigara yakarken kafesine doğru yürüdü. More Sentences |
||||
| Deyim | ||||
| Deyim | light up f. | ışıldamak | ||
|
His face lighted up with joy. Yüzü sevinçle ışıldadı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | light up f. | ışımak | ||
| Genel | light up f. | neşelendirmek | ||
| Genel | light up f. | yakmak | ||
| Genel | light up f. | sevindirmek | ||
| Genel | light up f. | ışık saçmak | ||
| Genel | light up f. | ışıklandırmak | ||
| Genel | light up f. | çakmak çakmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | light up f. | bir konuyu açıklığa kavuşturmak | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | light up f. | coşturmak | ||
| Deyim | light up f. | coşmak | ||
| Deyim | light up f. | ışıklandırmak | ||
| Deyim | light up f. | ışıl ışıl olmak | ||
| Deyim | light up f. | ışıklarla donatmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | flare-up light i. | el maytabı |
| Genel | (one's eye) to light up f. | gözleri parlamak |
| Genel | light up the darkness f. | karanlığı aydınlatmak |
| Konuşma | ||
| Konuşma | don't light up in front of us expr. | (sigarayı vb) önümüzde yakma şunu |
| Konuşma | you light up my life expr. | hayatımı aydınlatıyorsun |
| Teknik | ||
| Teknik | back up light i. | geri gidiş lambası |
| Teknik | light-up burner i. | ateşleme yakıcısı |
| Otomotiv | ||
| Otomotiv | back up light i. | geri vites lambası |
| Otomotiv | back-up light i. | geri vites lambası |
| Otomotiv | back-up light i. | motorlu taşıtın arkasında aracın geri geri gittiğini göstermek için yanan ışık |
| Denizcilik | ||
| Denizcilik | back-up light i. | yedek fener |